Gülüş Tasarımı

Günümüzde birçok alanda uygulanan estetik yaklaşımlar, diş hekimliğinde de çok önem kazanmıştır. Yüz ve gülüş estetiğinin en temel belirleyicisi güzel bir gülümsemedir. Diş Hekimi Dr. Tuba Atamözlü, kişiye özgü yapılan gülüş tasarımı hakkında merak edilen tüm soruları sizler için yanıtladı…

 

Tabi ki güzellik algısı görecelidir, farkı kültürlerin birbirinden farklı güzellik algıları vardır. Kişilerin bile birbirinden farklı güzel tanımlamaları var. Öyle ki çoğunlukla moda başlığı altında yapılan şeylerin bir süre sonra insanlar tarafından güzel olarak algılandığı bir gerçek. Bu her toplum için geçerlidir ve zaman içinde değişimler gösterir. Çokça tekrarlanan bu olgular, toplumda herkes tarafından ilgi görür ve bir süre sonra ne yazık ki tek tip bir profile dönüşerek, kendimizi özel hissetmeye çalışırız.

Benim sizler ile paylaşmak istediğim kısım, kişiye özel, dönemsel olmayan, teknik bir altyapı gerektiren, bütünü güzelleştirmeye dönük, sadece üzerinde durulan objeyi göze sokmayan, bütüncül, doğal ve kişiye özgü gülüş tasarımı olacak.

Peki nasıl?

İlk ve en önemli konu kişinin estetik beklentisini, ne istediğini, hekim olarak çok iyi anlamaktır. Bunun için hastayla gerekiyorsa sadece sohbet ettiğimiz, denemeler yaptığımız seanslarımız olabilir. Bu konuda da bize çok büyük yardımcı olan kavram vizajizmdir. Vizajizm bize kişinin sadece dış görüşüne göre değil; psikolojik yapısına, davranış şekillerine, yerleşmiş alışkanlıklarına ve en önemlisi de nasıl görünmek istediğine dair veriler sunar ve bunları yapacağımız tasarıma aktarmamızı sağlar. Bu kavramlar zaten kişileri birbirinden ayıran durumlar olduğu için sonuçlar tamamen kişiye özel çıkmaktadır.

Bu kavramları tasarıma aktarmak ne demektir?

Diş rengi, ışık geçirgenliği, formu (kare, yuvarlak, üçgen) yüzey yapısı, uzunluğu, kısalığı, eğimleri, dudak görünürlüğü gibi tüm özellikler, tespit edilmiş olan hem anatomik hem psikolojik değerlendirmeye göre yapılacak tasarıma aktarılır. Tabi ki bir gülüşün ilk başta çekici ve hijyenik algılanmasını sağlayan unsur beyaz dişlerdir. Fakat diş, doğal yapısı itibari ile yarı ışık geçirgen (translucent) bir yapıya sahiptir ve bunun dışında yapısında tabaklar, girinti çıkıntılar ve renk geçişleri vardır. Dolayısı ile beyaz bir gülüş tasarlarken sadece renge odaklanmayıp, yapılan uygulamanın, dişin doğal yapısını, a dan z ye kadar taklit edebilmesi sağlanır. Sonuçta da kişiye özgü, bütünü güzelleştirmeye dönük doğal ve estetik bir sonuç ortaya çıkar.

Bir diğer konu da birçok teknik detayın tamamlanması ile ortaya çıkmaktadır. Bilimsel çalışmalar sonucunda, hayranlık bırakan birçok nesnenin, altın orana sahip olduğunu biliyoruz. Bu oran kişinin gördüğünü bütün olarak güzel algılamasını sağlar ve çoğu zaman detaylar ilk başta dikkatimizi bile çekmez. Bir kişide; dişlerin konumu, boyutları, birbirleriyle olan uyumları ve diş eti görünme oranları (pembe estetik) belli bir düzeyde olduğunda bizim tarafımızdan güzel olarak algılanır. Hatta dudak, burun ve yüzle de aynı oranı yakalamak gerekir.

Bu sonuca varmak için dişin üzerinde yapılan işlemin kaç mm yapılacağından, ısırma kuvvetlerini dişlerin nasıl alacağına, laminanın diş yüzeyine oturumundan, yapıştırma tekniğine, yapıştırıcının rengine kadar birçok teknik hesap yapılmaktadır. Bu kısım aynı zamanda uygulanan tedavinin ne kadar uzun süreli sağlıkla ve memnuniyetle kullanılacağını belirler. İşin mühendislik kısmıdır burası da aslında.

Tedavi süreci nasıl işlemektedir?

Dişlerin formları güzel fakat renkleri istenenden koyu ise tek başına beyazlatma tedavisi yeterli olabilir. Hafif çapraşıklık durumlarında kısa süreli ortodontik tedavi veya lamina tedavileri uygulanabilir. Şiddetli çapraşıklık durumlarında ise estetik uygulamalar öncesinde mutlaka ortodontik tedavi gereklidir. Gülüşünde diş eti çok görünen kişilerde (gummy smile) lamina uygulamaları öncesinde, diş eti operasyonları gerekecektir. Eskimiş kaplamaları olan kişilerde kaplama materyalleri değiştirilerek yeni protezler tasarlanır.

Kişiye hangi yöntemin uygun olduğuna karar verirken mutlaka bir hekimin klinik muayenesi, röntgen analizi, belli açılardan çekilen fotoğrafların değerlendirilmesi gerekecektir. İşlemlerden önce ölçü alınarak elde edilen modeller üzerinde bazı hesapların yapılması ile de kişiye en uygun tedavi yöntemi hekim tarafından belirlenir. Bu süreçte hasta beklentisi mutlaka dikkate alınmalıdır. Hekim ve hasta aynı noktada buluştuğunda işlemlere başlanabilir.

Günümüzde dijital ortamda ve de modellemeler sayesinde ağız ortamında, işlemlere hiç başlanmadan önce bile, hastanın gülüş tasarımını en başta görmesi sağlanabilmektedir. Bu da başlangıçta netleşmiş olan tedavi sürecine kişinin gönül rahatlığı ile karar vermesini sağlamaktadır.

 

Bu yazı Diş Hekimi Tuba Atamözlü’nün 24.12.2019 tarihinde https://www.cnnturk.com ‘da yayınlanmış yazısıdır.

Yazı linki : https://www.cnnturk.com/saglik/kisiye-ozel-estetik-tedavi-nasil-olmali